Genç kadın sporcularla sporun olanakları

Genç kadın sporcularla sporun olanakları

Sistemdeki eşitsizlikler ve maddi imkansızlıklar sistemin bir sorunu. Eğer devlet bu imkanları sunmazsa, maddi durumu kötü olan ailelerin çocukları her zaman bir adım geride kalacak

Mehmetçik Anadolu Lisesi öğrencileri

Bugün sporun hayatlarındaki yerini, bir genç kadın olarak sahada olmanın zorluklarını ve imkânsızlıklar içinde yarattıkları dayanışmayı konuşmak üzere Mehmetçik Anadolu Lisesi Spor Kulübü’nde oynayan arkadaşlarımızla bir araya geldik. Biz röportajı yaparken Türkiye’de gençlerin kaygılarına ilişkin somut örnekler gördük ama bir yandan da buralara dair neler yapıyoruz, bunu da birlikte tartışmış olduk. Şimdi YKS’ye hazırlanan arkadaşlarımızdan gelecek kaygısının gölgesinde, sporun onlar için ne anlama geldiğini dinliyoruz.

 

Spora başlamanızdaki temel etken neydi? Kendinizi bu sürecin neresinde görüyorsunuz?

“Benim için spor, özellikle akademik kaygılar ve sınav stresinden kendimi sıyırabileceğim bir liman oldu. Aslında sporla da çocukluğumdan beri iç içeyim ve yetenekli olduğumu düşünüyorum. Kendimi göstermek, sevdiğim şeyi yapmak ve stresimi atmak bana iyi hissettiriyor. Yaşadığımız coğrafyada üzerimizde çok fazla baskı var ve spor bu anlamda bir çıkış kapısıydı. Ancak bu yıl sınava hazırlanıyorum ve bir ikilem içindeyim. Spor yapmayı çok sevsem de bu ülkede sporla bir yere gelmenin belirsizliği beni korkutuyor. Bu yüzden müziği ve sporu arka plana atıp bir meslek edinmek için derslere tutunmak zorunda kalıyorum” diyor Nisa.

Nazlı da “Nisa’ya katılıyorum. Stresten uzaklaşmak için spora başladım. Okul kulübünü tercih etmemizin en büyük sebebi ise özel kulüplerin fahiş fiyatları. Spora başlamak isteyen öğrenciler, özel kulübe gitmek yerine okul kulüplerine gelip antrenman yapmayı tercih ediyorlar. Aileler zaten dershane, kitap ve okul aidatları altında eziliyor; ayda 7-8 bin lirayı bir spor kulübüne vermek imkânsız. Ancak okul kulüplerinde de 50 kişi aynı anda antrenman yapmaya çalışıyoruz ve imkanlar çok kısıtlı. Ben aynı zamanda müzikle uğraşıyorum. Müzik yasakları geliyor, müziği nereye kadar yapacağım diye düşünüp bir üniversite okuyup kendime bir meslek edinme zorunluluğu hissediyorum” diyerek cevap verdi.

 

Dersler ve antrenman dengesini kurabiliyor musunuz? Bir gününüz nasıl geçiyor?

“Asla kuramıyorum. Evdeki kalabalık ve sesten çalışamadığım için kütüphaneye gidiyorum ama yeterli kütüphane de yok. Okuldan çıkıp antrenmana, oradan da kütüphaneye gidiyoruz ve çok yoruluyoruz. Sistem bizi bir seçim yapmaya zorluyor: Ya ders ya spor. Önümüzde çok zor bir sınav var ve şu an için günde en az 4-5 saat çalışmak zorundayız. Bu yoğunlukta yeteneklerimizi ve hobilerimizi akademik kaygılar uğruna feda ediyoruz.” diyen Nazlı genel tabloyu gözler önüne seriyor.

 

Kadın sporcular olarak ne tür zorluklarla karşılaşıyorsunuz? Yeterli desteği görüyor musunuz?

“Basketbol genellikle “erkek sporu” olarak görüldüğü için kadınlar daha pasif kabul ediliyor. Okulda bile erkek takımlarına verilen değer ve ayrılan süre çok daha fazla. Bizim antrenmanlarımız “lay lay lom” gibi görülürken, erkeklerin maç kazanma odağı daha ciddiye alınıyor” diyerek söze başladı Nisa.

“Sadece okulda değil, milli takım düzeyinde bile bu eşitsizlik var. Erkekler lüks imkanlarla seyahat ederken, kadın milli takımı ekonomik sınıfta uçmak zorunda kalıyor. Ayrıca biyolojik döngülerimiz (regl vb.) konusunda da antrenörlerden ve çevreden daha fazla anlayış ve destek bekliyoruz ama bu konular hala konuşmaya çok kapalı” şeklinde cevap veren Nazlı meselenin sadece kendi okullarında böyle olmadığını vurguluyor.

 

Okul ve kulüp düzeyinde size sunulan fiziksel imkanlar neler?

Nisa “İmkânsızlıklar bazen küçük düşürücü boyutlara ulaşabiliyor. Bir turnuvada, yorgunluktan bitmiş haldeyken içecek suyumuzun dahi olmadığını fark etmiştik. Rakip takım bize su ikram ettiğinde kendimizi çok mahcup hissettik. Devlet okullarında spor maalesef ciddiye alınmıyor” diyerek cevap verdi.

 

Gençler kendi imkanlarıyla ayakta

Nazlı “Okulumuzda kapalı spor salonu yok. Mesela yağmur yağdığında çoğu zaman antrenman iptal oluyor, güneş açsa gözümüzü alıyor. Geçen sene kendi bütçemizle, öğretmenimizin de desteğiyle dışarıdan salon kiraladık. Saati 2000 TL olan bir salonu iki saatliğine tutmak için 12 kişi aramızda para topluyoruz. Milli Eğitim’den bütçe gelmiyor, okul aidatları ise sadece temizlik görevlisinin maaşına yetiyor. Gerçekten de bir noktadan sonra öğrencilerin kendi başına yapabileceği pek bir şey kalmıyor. Eğer bir çocuk müzikte veya sporda yetenekliyse, o çocuk sadece akademik bir cendereye hapsedilmemeli. Yetenekli gençleri spor kulüplerine yönlendirmek, maddi imkânı yetmeyenlere destek sunmak ve yeni spor ya da sanat merkezleri açmak gerekiyor. Şu an dışarıdan özel ders almak ya da bir branşta uzmanlaşmak çok pahalı. Örneğin bir saatlik ders için 5000 TL gibi rakamlar konuşuluyor. Bir öğrenci olarak bu meblağları karşılamam imkânsız. Kardeşim lise sınavına hazırlanıyor, ben üniversite sınavına hazırlanıyorum; kitap masrafları bile başlı başına bir yük.

 

Aslında çözüm çok zor olmamalı. Atama bekleyen binlerce öğretmen var, bu öğretmenleri yeni açılacak merkezlerde görevlendirerek gençlerin önünü açabilirler. Okumak sadece test çözmekten ibaret olmamalı, gençlere gerçek anlamda fırsat sunulmalı. Biz şimdilik sadece kendi imkanlarımızla; okullarda veya dışarıda arkadaşlarımızla buluşarak birbirimize bir şeyler katmaya, omuz vermeye çalışıyoruz” diyerek bahsettikleri sorunlara kendi çözüm önerilerini sıraladı.

 

Son olarak, bu sistem içinde bir çözüm görüyor musunuz? Yaşıtlarınıza ne söylemek istersiniz?

“Bu yaşadıklarımız ne bizim ne de öğretmenlerimizin suçu, bu tamamen sistemin bir sorunu. Sistem, “bu çocuk yetenekli, onu sporcu yapalım” gibi bir kaygı taşımıyor. Eğer devlet bu imkanları sunmazsa, maddi durumu kötü olan ailelerin çocukları her zaman bir adım geride kalacak” diyen Nisa sistemin eşitsizliğini vurguluyor.

“Biz birbirimize tutunmak zorundayız. Ben manşet atmayı okulda arkadaşımdan öğrendim. Teneffüslerde futbol topuyla voleybol çalışarak kendimizi geliştirdik. Umudu kesmemeliyiz. Işığı bizim açmamız gerekiyor ve bunu birbirimize güvenmeden, dayanışma göstermeden yapamayız. Herkesi bu zorluklara karşı bir arada olmaya ve fikir alışverişine davet ediyoruz” diyen Nazlı sözlerini bitirirken dayanışma çağrısını yineledi.

(Evrensel- Genç Hayat)

Yorumlar 0

Güvenlik kodu

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır. Yorum yazarak Topluluk Kuralları'nı kabul etmiş ve yorumunuzla ilgili tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

BENZER HABERLER

Örnek reklam
Örnek reklam
X